Bağcılar

Kazak Göçünün Canlı Tanıkları Yaşadıkları Zorlukları Anlattı

Kazak Göçünün Canlı Tanıkları Yaşadıkları Zorlukları Anlattı 

Memleketlerinden baskı ve zulümle zorla göç ettirilen Kazaklar, Türkiye’ye gelişlerinin 65. Yılında Bağcılar’da düzenlenen özel bir programla anıldı. Göçün tanıkları yol boyunca yaşadıkları sıkıntıları gözleri dolu bir şekilde anlattı: “-20 derecede Himalaya dağlarını atlarla aştık. Çocuklar üşümesin diye sandıklarda taşınıyordu. Kardeşlerimizin çoğu açlıktan öldü. Yabani hayvanları avlayarak karnımızı doyuruyorduk. Çocukların idrarını ilaç olarak kullanıyorduk. O zamanlar tek ilaç oydu”

Çin’de ve Rusya’da rejim değişikliği sonrası zulüm gören Kazaklar, 1930’lu yıllardan itibaren kitleler halinde göç etmeye başlamıştı. Türkiye’ye ilk göç 1952 yılında ulaşmıştı. 400 kişiden oluşan 130 Kazak ailesi Bağcılar’a yerleşmişti. İlçede bugün sayıları 5 bin 500 olan Kazakistanlı muhacirler, Türkiye’ye gelişlerinin 65. yılında bir anma programı düzenledi. Bağcılar Belediyesi ile Hoca Ahmet Yesevi İlim ve İrfan Vakfı tarafından Halk Sarayı’nda düzenlenen anma programına 15 Temmuz Mahallesi’nde yaşayan Kazaklar büyük ilgi gösterdi.

Ev sahibi olarak sözü alan Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, “Osmanlı devletinin son dönemlerinde ve Türk Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında Orta Asya ve Balkanlar’da hazin gelişmeler yaşanırken Doğu Türkistan’daki kardeşlerimiz de Türkiye’ye doğru yolculuğa başladılar. 2 bin kişi 10 yıllık yolculuk sonunda Türkiye’ye ulaşabildi. İlk gelen 130 aile Bağcılar’a yerleşti. Rabbim o günleri bir daha göstermesin ama unutmamak ve unutturmamak bizim en kutsal görevimiz.

“Himalaya dağlarını ve Taklamakan çölünü aşarken çok sıkıntılar yaşadık”

 

Büyük göç sırasında çocuk olan üç isim de yolculuk sırasında yaşadıklarını gözleri dolu dolu anlattı.

Hızırbek Gayretullah: “Kazak Göçü ilk defa 1904 yılında başladı. Bu göçlerin nedeni hürriyet ve istiklal meselesidir. Göç sırasında yokluk ve açlık yaşadık. Himalaya dağlarını ve Taklamakan çölünü aşarken çok sıkıntı ve zorluklar yaşadık. Yiyecek ve tıbbi malzememiz yoktu. Yabani hayvan avlayarak karnımızı doyuruyorduk. Kardeşlerimizin çoğu açlıktan öldü”

Mansur Teyci: “Göç sırasında 9 yaşındaydım. At ve develerle yolculuk yaptık. -20 derecede Tibet ve Himalaya dağlarını aştık. Soğuk zamanlarda donmayalım diye bizi sandıkların içine koyarlardı.  Bizim göçümüz hicrettir. Başımıza zulüm geldiği için biz 9 bin kilometreden hicret yaptık”

Kaplan Tosun: “Göçte erkek çocuklar büyük önem taşıyordu. Özellikle 8-9 ve 10 yaşındaki çocukların idrarı ilaç niyetine kullanılıyordu. Zehirlenenlere o çocukların idrarı içiriliyordu. Tek ilaç oydu o zaman. Çocuklar o zamanki göçün en büyük yardımcılarıydı. Göç yolunda çocuklar tezek, çalı topluyor yardımcı oluyorlardı”

“Anma programında Dombra konseri ve Kazak halk dansları gösterisi yapıldı”

 

Programın ilerleyen saatlerinde mini bir dombra konseri ve ardından halk dansları gösterisi yapıldı. Davetlilere Kazakların yöresel yemekler ikram edildi. Duygusal anların yaşandığı gecede göçle ilgili ilk kez ortaya çıkan fotoğraflardan ve yerel kıyafetlerden oluşan sergi de açıldı.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Çok Okunanlar

To Top