Köşe Yazıları

İŞİD’TİNİZ Mİ?

İŞİD’TİNİZ Mİ?

CEMİL KESKİN KÖŞE YAZISI

“Dünya beşten büyüktür.” Bu sözü kendi sahalarında yutamadılar, ama dönüp Türkiye’ye “daha bizden çekeceğiniz çok zamanlar var diyor” beş büyükler. Aslında bu beş büyükler de sembolik. Ana kolonlar İngiltere, Amerika, İsrail. Dünya toprakları üzerinde milyonlarca hesap ve kurgu yaparak lehlerine döndüren, dış politikaları kaosa dayalı, global sermaye Holding’leri. Holding dememin sebebi; malum bizim İngiltere dediğimiz Birleşik Krallık topraklarının %70’i bir aileye ait. Sembolik olarak kraliçe tarafından yönetildiği söylenen % 70’i kraliyet ailesinin olan İngiltere aslında dünyanın en büyük şirketi. ırkdaşları Amerika ve hükümdarları İsrail’in Ingiltere’den tek farkı bir aileye ait olmadıkları.
Dünya üzerindeki en büyük hesaplar Ortadoğu üzerinde kurgulanmıştır. Yaşam alanı ve hayati kaynakları bunun başlıca sebepleri. Aslını isterseniz son yüzyılda Sykes-Picot projesiyle sorunsuz aşılmış olsada yeni düzende iktidar sorunlarıyla karşı karşıya kaldılar. Bölgenin stratejik öneme sahip ülkesi Türkiye neredeyse her dönem en büyük ve sorunsuz müttefikleri olmuştur. O da son yıllarda büyümesi, kendi gücünü geliştirmesi ve söz hakkını kullanmış olması sorun addedilmiş ve bataklığa çekilerek bölgesel güç olması engellemeye  çalışılmıştır.
Örneğin; 1 Mart Teskeresiyle bu güruh Türkiye’den bölgeye kuzeyden müdahale etmesine izin verecek bir cephe açmak için topraklarımızı üs olarak kullanmak ister. Türkiye “dikbaşlılık” yapar ve Teskere TBMM’den geçmez. Bu olay sonrası Türkiye dünya kamuoyunda desteklenir ve siyasi prim kazanır. Bu üçlü güruh askeri zaferin siyasi zafer olmadığını, Irak’ın tam bir bataklığa dönüştüğünü anlamiş olacak ki “onurlu” bir şekilde Irak’tan çıkmanın yöntemlerini arayacaktır. Çok önemli değildir, nasıl olsa dünya gündemini istedikleri gibi yönlendirebilme kudretine sahiptirler ve hesapları bitmemiştir. Arap baharı başarılı olmuş, lakin Türkiye’de başarısız olmuş, oyun tutmamıştır. Asıl kaos planı devreye sokulmuştur.
Yüzyıllardır farklı bölgelerde oluşturdukları sömürge kolonilerine bir yenisini ekleyecek, sonrasında düşman addedecek, bölge güçleriyle ortak hareket edip onları bu kaosa sürükleyecek ve emellerine ulaştıktan sonra dizayn edeceklerdir. Üç ortaklı bir şirket oluşturulmuştur. El Kaide’den kalan, Saddam’ın devrilmesinde rol oynayan o ünlü “paralanmış” muhafızlardan oluşan güç şirketin silahlı kanadını oluşturur. Evvela Irak’ta çatışmalara katılır, hatta o ünlü Ebu Garip Cezaevi’ni basarak kurtardığı 400’e yakın Irak’lı esirle bölgede konumunu güçlendirip Suriye’ye geçerler. Bu bölgede hem Esad’a karşı savaşıyor, hemde Esad’a petrol satıyorlardır.  Bir yandan petrol kaynaklarını yönetiyor, bir yandan sistemlerini kuruyor, bir yandan silahlı güçlerini arttırıyorlardır.
Kurumsallaşma tamamlanmış,”hilafet” kurulmuş, İŞİD adını almıştır. Bu şirket öyle profesyonel yönetiliyordur ki; 2012 den beri yıllık bilanço yayınlıyordur. Örneğin; Bilançoya göre Sadece 2013’te, örgütün 10,000 eylem düzenlediği, 1000 suikast gerçekleştirdiği, 4000 ayrı noktaya ev yapımı patlayıcı düzenekler yerleştirildiği, yüzlerce radikal İslamcı militanın hapisten kaçmasını sağladığı belirtiliyor. Açık ve net bir ideolojiye ve sofistike bir stratejiye sahip, üstelik Ortadoğu’da Sykes-Picot sistemini yerle bir eden örgüt olarak tarihe geçecekledir. Bu üçlü güruh tarafından dünyaya net ve yeterli mesajın verilebilmesi için İŞİD ismi “İD” (İslam Devleti) olarak düzeltilir.
Geçmiş yıllarda Türkiye hükümetinin Kuzey Suriye’de bir tampon bölge oluşturma ve uçuş yasağı getirme taleplerine NATO müttefiklerinden onay gelmemişti. Bunun yerine Esad karşıtlarını silahlandırmayı tercih ettiler. Böylece İşid’in silahlandırılması meşrulaşmış oldu. Hatta dünyada sadece iki ülkenin yapabildiği (İsrail, Amerika) insansız hava araçlarına sahip oldukları biliniyor. Petrol kaynakları ve üstü kapalı yardımlarla dünyanın en zengin örgütü haline “getirilirler”.
İslam’da sadece Cihat’ta insan öldürmenin olduğu, ki Cihat’ta bile bunun bir Metod’u olduğu, (misalen Resulullah Efendimizin Mekke’ye girişi verilebilir) bilinmesine rağmen Arap gazetesi, Al-Hayat’ın yakın zamanda yaptığı ankete göre Suudi halkının yüzde 92’si IŞİD’in İslam’ın kurallarına ve yasalarına göre hareket ettiğini düşünüyor. Bu sonuç Arap dünyasında arkalarındaki desteğin azımsanmayacak bir büyüklükte olduğunu gözönüne sermektedir.
Şuan için görülmektedir ki, İŞİD projesi kısa vadede tutmuş, Ortadoğu kan gölüne dönmüş, Türkiye sınırına kadar gelmiştir. Hemen yanı başındaki İsrail’e gözlerini kapatarak, sadece Müslümanlarla savaşmak suretiyle bir hilafet devleti kurmak, IŞİD ismiyle yan yana tarihin yapraklarına girmiş bulunmaktadır. Bir gerçek varki; Ruhalla Humeyni 1979 İran Devrim’inde dini lider olduğundan beri, en önemli yeni lider olarak boy gösteriyor (Şirketin Genel Müdürü) Baghdadi. Yani, durum şu ki, Bağdadi’yi ciddiye almak lazım. Şuaralar Amerika ve müttefikleri İşid’e karşı hava saldırılarına başladı. Bence bu durum İşid’in ekmeğine yağ sürüyor nitelikte, zira bu saldırılar İşid’e zarar vermekten çok bu harekete meşruiyet kazandırma çabasıdır.
Türkiye politikasını artık gözü kara değil strateji gereğince yapıyor. İşid’e karşı yapılan ortak deklerasyon’a imza atmayarak bunu gösterdi. Rehinelerimizin takibi ve alınması tarihe altın halflerle geçti. Maalesef asırlık anlaşmaların sonunda özgür kalacak Türkiye, buna rağmen (azımsanmayacak) “tavizsiz” dış politikasını sürdürüyor.
Birde ihmal ettikleri çok önemli bir husus var: Türkiye, stratejik konularda hiç de boş değil ve yıllar boyunca yaşadığımız nice mağduriyet sonucunda elde ettiğimiz kazanımları IŞİD ve benzeri yapılara terk etmeye hiç niyetimiz yok.   İŞİD’tiniz mi?
Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Çok Okunanlar

To Top