Siyaset

Demirtaş: Ulan hepiniz oradaydınız be!

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş partisinin grup toplantısında TBMM’de konuştu. Demirtaş’ın açıklamalarından satırbaşları şöyle:

Arşivleri açmanız lazım. Dersim ismini iade etmeniz lazım. Evlatlık verilen Dersimlileri açıklamanız lazım. Dersim’in Munzur Vadisi’yle ortadan kaldırmak istediğiniz tarihi için HES’lere barajlara dur demek lazım.

Ucuz bir siyasi rant için, Dersim’in tarihindeki en büyük katliamı ucuz malzeme olarak kullanıyor. Zannediyor ki Dersimliler sayın başbakanı alkışlıyorlar diye düşünüyorlar herhalde. İnanılmaz bir gaddarlık, vandallık örneği. Acıyla dalga geçme örneğidir.

Bakın o dönemin üç tane gazete manşeti. Üçünün de bugün siyasi partilerde temsilcileri var. O dönem hepsi aynı partinin içinde çalışıyorlardı.

Diyorlar ya sen yaptın sen yaptın. Ulan hepiniz oradaydınız be.

Bu Son Posta gazetesi, bugünün sağcılarının belki temsilcileri: Asiler sığındıkları sarp dağlarda imha ediliyorlar. Dersim meselesi tarihe karıştı, açlık baş gösterdi.

Solcu Tan gazetesi: Tunceli’de tam asayiş teessüs etti. Çapulcular mahkemede hesap veriyorlar. Tanıdık geliyor değil mi, çapulcular? O dönemin çapulcuları da Dersim’den çıkıyormuş demek ki.

Dönemin Cumhuriyet gazetesi: Şakilerden 32 kişi maktul düştü, mağaralara sığınan haydutlar takip ediliyor.

Birbirinizi suçlamanıza gerek yok. Hepiniz Dersim’in sorumlususunuz. Topu birbirine atmanıza gerek yok. Alayınız suçlusunuz. Devlet olarak parti olarak hepiniz özür dileyeceksiniz ayrı ayrı.

İşte Dersim özrü kendi aralarında bu kadar samimiyetsiz tartışma şeklinde yürüyor. Bizler bu ülkenin eşit yurttaşlarıysak, mezhebimiz inancımız yaşam tarzımız devleti ilgilendirmez. Biz devlete eşit ortaklar olarak birlikte yöneteceksek bu devletin hepimize eşit hizmet sunması döneminde hiçbir çözüm yoktur.

Kim devleti ele geçirirse kendi malı gibi görüp öyle yönetiyor. Bir kişi kendi şirketini dükkanını nasıl yönetiyorsa bunlar da aynı şekilde yönetiyor. Cumhuriyet tarihi boyunca devleti böyle yönettiler. Kardeşlik, barış, demokrasi, özgürlük asla olmayacak, bunun panzehirini kurduk işte: Halkların Demokratik Partisi. Bu demokrasi anlayışı, faşizan mezhep anlayışını kırmak üzere, emekten, işçiden yana bir çizgiyi, halkların iktidarı olarak oluşturmak için bir alternatif kurduk. Hepsi, tamamı HDP’yi hedef alan çalışmalar yürütüyorlar. Yayın organlarına bakın, tamamı HDP’nin aleyhine yazıp çiziyor. Hepsi ortak düşman olarak görüyorlar. Bu yönüyle onların penceresinden bakınca haklıdırlar. Çünkü bütün bu partiler tekçi faşizan temelden beslenen partilerdir.

Bunları bu ülkede halk nezdinde teşhir etmeden, halkın gönlünde mahkûm etmeden gerçek kardeşliği bulamayacağız. Bizi birbirimize düşman, aynı mahallede şehirde, giderek aynı ülkede yaşayamaz hale getirecektir. Her birinin kutsalı diğerinin kutsalından bin kat kıymetlidir. Başkalarının kutsallarını ayaklar altına almaktan vazgeçmeyecekler.

Mücadele o nedenle uzun solukludur. Çözüm süreci de böyledir, müzakere süreci de böyledir. Bunlar inanın ki içinde büyük mücadeleleri barındırıyor.

G20 zirvesinde başbakan sesleniyor, “Gelin sorunlarımızın çözümünde ortak yol bulalım” diyor. Bize demiyor bunu tabi. Muhalefet partilerine falan söylemiyor. Dünyanın zengin G20 zirvesinde patronlarına aslında söylüyor. Bu ülkede bu cümleyi kuramıyor. Ülkenin cumhurbaşkanı bunu söyleyemiyor. Biz o nedenle bu mücadelede bu siyasi partilerle birlikte demokrasiye, özgürlüğe kolay kolay ulaşamayacağız. Gözümüzü hep halkımızın hizasında tutacağız.

‘SÜREÇTE BÜTÜN SUÇLARIN HESABI SORULACAK’

Süreçte görüşme başladı gensoru çekildi. Asla böyle bir şey yok. Bu süreç bütün suçların hesabının sorulması sürecidir. Önümüzdeki günlerde arkadaşlarımız gensoruyu tekrar parlamento gündemine taşıyacaklar. Yırca’da zeytinliklerin ortadan kaldırılmasıyla ilgili mevzuyu, bunun ne anlama geldiğini kısaca bir kez daha hatırlatmak istiyorum.

Evet mesele sadece ağaç değil. 6 bin zeytin ağacını söküp talan ettiler ama hangi zihniyet buna yol açıyor? Bunları iyi bilince çıkarmamız lazım. Doğa tabiat çevre ekoloji neden bu kadar önemlidir bunları unutmadan siyaset yapmamız lazım. İnsanoğlu doğada kendine yetebilecek besini bulma konusunda bir dengeye sahiptir. Doğa insan oğlunun da içinde bulunduğu doğal yaşam bir dengeye sahiptir. İnsanlık tarihinde kıtlıklar felaketler olmuştur. Ama siz doğaya aşırı müdahale etmediğiniz zaman doğa asla sizi aç bırakmaz. Ne yaptılar? İşte kapitalizmin aşırı para ve kâr hırsının acılarıdır bugün yaşadığımız şey. Öylesine sınırsız bir üretim tüketim piyasasına soktular ki bizi bizler sanki dünyabugünkü malların, bugünkü harcadığımız paranın üzerine kurulmuş gibi düşünüyoruz.

Oysa 100 yıl önce böyle bir sistem yoktu. Ceplerimizde ikişer cep telefonu, tablet yoktu. Lüks arabalara binip gezmiyorlardı. Lüks konutlarda yaşayıp lüks gıdalarla beslenmiyorduk. Açlıktan kimse ölmüyordu, işsizlik bugünkünden daha düşüktü. Ama ne yaptılar? İşte ekonomik büyüme, istihdam, gelişme adı altında dünyanın her yerini talan ekonomisiyle yönetmeye başladılar.

Yırca’daki zeytinlik bunun en somut örneğidir. Yüzlerce aile binlerce insan oradan bir ekonomi elde ediyor. Zeytinler belki yüzlerce yıldır o bölgede var. Zeytinin yarattığı ekonomi orada bir yaşam tarzı, kültür yaratmış. Oranın düğünü, bayramı, seyranı yemeği türküsü şarkısı halayı her şey oradaki doğanın ve ekonomik üretim ilişkilerinin şekillendirdiği kültürdür. Ve siz o ağacı kesmekle onların tamamını ortadan kaldırıyorsunuz. Oradaki zeytinleri ortadan kaldırarak termik santral dikeceksiniz, bir nesil sonra orada artık köy kahvesi olmayacak. Oranın düğünleri başka olacak. Oradaki arkadaş ilişkileri başkalaşacak artık. Oradaki köylüler o termik santralde kazanmak zorunda kalacaklar. Bir çoğu işsiz kalacak. Sefil perişan olacaklar. Yürüyüş yapacaklar coplanacaklar. Zeytin ağacının altında oturup oksijenin yerine gaz bombasını soluyacaklar.

Yırca’da işsizlik yok, açlık sefalet yok. Termik santral yapsınlar 5 yıl sonra gidin hepsi işsizdir. Buna kalkınma ekonomisi diyorlar. Bunu bize başarı öyküsü olarak yutturuyorlar. Türkiye ’nin her yerine 4 binden fazla HES yapıyorlar, baraj. Karadeniz’e, Munzur’a, Antalya’ya. Buna karşı, doğayı satıp karşısında para almayı, geçmişini satıp para almayı uyanıklık olarak pazarlamaya çalışıyorlar. Gidin bakın Avustralya, Kanada, İngiltere, görmüyorlar mı? Çok daha başarılısını onlar uyguladılar. Kapitalist emperyal ülkeler haline geldiler. Ama kendi tarihine doğasına dokundurtmazlar. Sen Almanya’da bir ağaç kesemezsin, onlar gelir senin bütün ağaçlarını sökebilir. Gidin ABD’de bir ağaç kesin bakalım, İngiltere’de kesin bakalım. Bırakın ağacı tarihi bir eseri bir binayı apartmanı içinde oturuyorsanız bile restore etmek isteseniz onlarca prosedürden geçmeniz gerekir. Orada tarihi statüde gereken bir yerde oturuyorsanız, yaşıyorsanız, dışına dokunmazsınız. Ama gidin Halep’e bakın Şam’a bakın, tarihi eserlerin halini bir görün. Bütün insanlık tarihi dümdüz durumda. Bütün bunlar kapitalizmin bize allayıp pullayıp yutturduğu elmalı şeker. AKP ’de bize yutturmaya çalışan sağcı, kapitalist parti. Paradan başka taptıkları güç yok. O nedenle ağaç, deremiz, suyumuz önemlidir. Bize aittir o bize. Termik santral sahiplerine ait değildir oralar.

Siz fabrika kurup para kazanacaksınız diye biz tarihimizden vazgeçmek zorunda mıyız? İşte o direnen insanların hep birlikte yanında olacağız.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Çok Okunanlar

To Top