Sultangazi

Demirtaş: “Kobani 30 günlük mesele değil”

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş Grup Toplantısı’nda konuşuyor. İşte Demirtaş’ın konuşmasından satırbaşları:

– Dünyanın her yerinden gelen çeteler Türkiye’yi bir buluşma, aktarma istasyonu olarak kullandı.

– Kobani direnişi 30. gününde. Başbakanın yaptığı gibi Kobani meselesine 30 günlük bir mesle olarak bakarsanız hiçbir şey anlamazsınız.

– Suriye’de beslediğiniz çetelerden iki şey istiyordunuz: 1-Esad’a karşı savaşın 2-Kürtlerin statü kazanmasını önleyin. -“Eline silah verip cebine para doldurduğunuz bu çetelerin ahlakı yok. Bugün sizin yanınızda, yarın karşınızda olur” dedik. Başbakan diyor “Bizi IŞİD yanlısı olarak gösteriyorsunuz.” Bütün dünya öyle diyor? Biz mi dolaşıp anlattık?

‘TIR’ları tek biz mi biliyorduk’

– IŞİD’e giden TIR’ları bir tek biz mi biliyorduk? Bütün dünya biliyordu.

– Suriye’de iç savaşın büyümesine sizler benzin taşırken içeride de bir barış arayışı başladı. Bu gelecek kurgusuna denk bir Suriye politikası oluşturun dedik.

– Bugün diyorlar ya, “Rojava ayrı, süreç ayrı!” Konuştuğumuzda böyle demiyordunuz? Bunlar o zaman masadaydı.

– Kolektif bir güven duygusunun gerektliliğini konuştuk. PYD yetkilileri Türkiye’ye geldi, o zamanlar “Rojava ile süreç ayrı” demediniz?

Rojava el-Nusra çetelerine karşı 2 yıl direndi. Bu ilk saldırı değil ki. Kamuoyu izliyor durumunuzu: Bir yandan görüşme, bir yandan çetelere destek.

– Kalın kalın kitaplar yazmışlar ya, zannediyorlar ki herşeyi onlar biliyor. Hayat kitaplarınız gibi değil. Burnundan kıl aldırmayan üsttenci, otoriter tavırlarınızla siyaset yapılamayacağını görmediniz mi hala? Kendi yazdığınız derinlikte boğulmak üzeresiniz. Bunu iki yıldır her görüşmemizde anlatıyoruz.

– Sayın Öcalan uyarıyordu. Fakat o oradan uyarınca yalaka medyanız “Apo tehdit etti!” diye manşet atıyordu.

– “Biz Suriye’de ayrımsız herkesi destekledik” diyorlar, keşke öyle olsaydı. Siyasi düşüncelerine göre desteklediniz. Her fırsatta “Suriye bizim iç meselemizdir” dediniz. Eskimiş Başbakanınız bağıra çağıra anlattı. Nereye kadar? Kobani’ye kadar.

– Somali’ye gidiyorsun, Bosna’ya gidiyorsun.  Evet, Somali’de Bosna’da yaşayan bizim kardeşimizdir. Ama Kobani’deki öz kardeşimiz, annemiz, amcamızdır. Aynı soyadını taşıyoruz. Bir anlaşmayla sınırlar bölünmüş. nasıl bizim meselemiz değil derisin Kobanai’ye. Eğer sen bunu dersen biz de ‘o zaman sen de bizim hükümetimiz değilsin’ deriz.

“Düşmanımızı besliyorsun”

Bizim paramızla bizim düşmanımızı besliyorsun. Halk bunu iki yıldır izliyor. IŞİD’e tehdittir demedin ama PYD için dedin. “IŞİD ile PKK aynıdır” dedin. Aynıysa niye görüşüyorsun? Niye bizi yoruyor, kendini yoruyorsun? Niye halkı kandırıyorsun? Son iki yıldır resmi diyalog yürütüyor, müzakere aşamasna geliyorsun, “IŞİD’le aynıdır” diyorsun. IŞİD’le aynıysa görüşme o zaman.

Bunların hepsini halk izliyor, halk aptal değil. Halkı aptal yerine koya koya öfkeyi büyüttünüz.

‘On binlere kapıyı açın’

Kobani IŞİD’in elin geçerse orada bir barbarlık yaşanacak, Türkiye koridor açmadığı için sorumlu olacaktı, süreç yürütülemeyecekti. Hükümete anlatmaya çalıştık. Aldığımız karşılık, “Zamanında hata yaptınız, karşılığını görün” şeklindeydi.

Bunlar anlamıyor ama Kobani’nin düşmemesi lazım dedik, önemini anlatmaya çalışalım dedik.
“Türkiye ordusu orada gitsin IŞİD’e karşı savaşsın” demedik. “IŞİD’e karşı savaşmak isteyen on binler var, kapıyı açın” dedik.

“Size yalvaran alçak olsun”

Kobani’de kardeşimiz tecavüz katliam tehdidi altında, “Ne yalvarıyorsunuz” diyorlar. Size yalvaran alçak olsun, sizin gibi olsun!

Biz sizin bu zalimce politikalarınızdan utandık. Hakaretlerinizden, tehditlerinizden utandık.
Ülkenin Cumhurbaşkanı olmuş adamının söylediklerine bir bakın…

MYK toplantımızın sürdüğü o akşam iki şey yaptık: 1-Halkımızdan destek istedik, 2-Hükümetle konuştuk. Aynı saatlerde. Kobani’den gelen imdat çağrısına en uygun tutumu sergiledik, sokağa çıktık. O çağrıyla bütün dünya ayağa kalkınca koalisyon uçakları ilk defa IŞİD’i etkili vurmaya başladı. Yaptığınız şu kadar yardım için bile burnumuzu kıvırmadık, teşekkür ettik. Hükümetle el ele çözelim mesajı verdik.

Şimdi biz katil olduk, iki yüzlü olduk, iki yıldır bunları yapanlar ülkenin sahibi mi oldu? Bunu kabul edemeyiz.

“Ölümden öte köy mü var?”

Siz bağırıp çağırınca etrafınızdakiler korkabilir ama biz onlardan değiliz, bunu hala anlamadınız mı? Ölümden öte köy mü var? Neyle tehdit ediyorsunuz bizi? Dersim’i, Maraş’ı, Çorum’u, köy yakmaları yaptınız, boyun eğdik mi?

Kime nasıl bedel ödeteceksiniz? Her birimiz canı da halkımıza bin defa kurban olur, bunu da böyle bilin! Provokasyonlar varmış. Senin dört tane maaşlı istihbarat örgütün var, senin haberin yoksa benim nasıl haberim olacak? İstihbarat sizin, devlet sizin. Ha değilse de bilelim. Bingöl’deki gibi yanlı istihbaratla sizi tuzağa düşürdülerse açıklayın.

Hal böyleyken kimse bize katil diyemez. Hele sen, Roboski katliam emrini veren, Gezi direnişinde vur emri veren, onlarca çocuğun vurulmasının emrini veren, Diyarbakır için “Kadın da olsa çocuk da olsa gereğini yapın” diyen sen bize en son “Katil” diyecek adamsın! Sen önce bunların hesabını ver!

Neredeyse Ortadoğu’da olup biten her şeyden bizi sorumlu tutacaklar. Hani Ortadoğu’da her şey sizden sorulurdu?

Öcalan’dan gelen mesaj

Öcalan’dan gelen mesajı okuyorum. O nasıl geldi diye geyiği yapılan mesajı okuyorum.

“8 ekim 2014 İmralı Cezaevi

Son Kobani IŞİD kuşatmasından kaynaklanan şehir olaylarının önünü almak için hükümetle temasa geçmeniz hayatiyet arz etmektedir. Aksi halde önü katliama açık provokasyona yol açmış olacağız. Taraflar dar çıkar bakışlı inatlaşmaları terk etme durumundadır. Bu ortamdan çözüm sürecini hızlandırmanın yolu başarınızla orantılıdır. Hükümetten seri adımlar beklemek çok önemli ve hakkımızdır. Başta çatışma durumunda kaldığımız STK’larla diyalogla çözme yöntemi önemlidir. Bu konularda gerekli hassasiyet beklentisiyle, en kısa zamanda görüşmek dileğiyle.

Selamlar, Abdullah Öcalan”

“Gazetelerindeki köşelerini kanalizasyon gibi kullananlar…”

Türkiye bugün Suriyeleşmemişse demokratik barış ve çözüm süreci nedeniyledir. Süreci kendimiz yürütürüz diye kimi kandırıyorsunuz? Ya müzakere ciddiyetinde olursunuz ya da “Ortada sadece bizim yürüttüğümüz bir süreç var” diyorsanız bizden destek istemenize de gerek kalmaz.

Biz insanız. Bu barbarlar ve tecavüz ordusuna karşı gerekirse tek başımıza direnecek ve onları defedeceğiz. Kobani tam yüreğimizdeki direniştir. Vicdan gözüyle baktığımızda göreceğiz ki Türk’ün, Arap’ın, kadının direnişidir.

Medyadanki tetikçilerinin gözüyle bakmayın. Gazetelerindeki köşelerini kanalizasyon gibi kullanan insanlara gazeteci demeyeceğiz.

Kiminle barış, çözüm yapacaksınız? Küfür, hakaret ettiklerinizle mı? Bu kadar ucuz mu bu barış süreci? Biz görüyor, uyarıyoruz, tehdit diyorlar. Gerçekleşince de “Bunlar demişti” diyorlar. Uyarmak için söylüyoruz.

Biz görüyor, uyarıyoruz, tehdit diyorlar. Gerçekleşince de “Bunlar demişti” diyorlar. Uyarmak için söylüyoruz.

Görünen o ki Avrupa’nın sadece polisini örnek alacaklar. Alalım. Önce Almanya’nın özgürlükçü, demokratik yasalarını getir.

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Çok Okunanlar

To Top