CEMİL KESKİN İLE YENİDEN “VİRA BİSMİLLAH”

         VİRA BİSMİLLAH
            Ağır bir kaza ve sonrasında yoğun ve yorucu tedavi süreci, devamında günlük dünyevi yaşama dönüş çabaları ve benimle gelmeyen bedenimle kavgalar.
            Bu durumda Pusula İstanbul gazetesi imtiyaz sahibi Emin DOĞAN’ın cafesinde sohbet ediyoruz. Emin DOĞAN bana “Artık başla, yazmalısın tekrardan, dönmelisin kaldığın yere. En kısa zamanda bekliyorum yazını” dedi. Ve Kıymetli Dostum, “Kardeşlik” Orhan KARAMAN yazının başlığı benden olsun “VİRA BİSMİLLAH” dedi tebessümle. Kayda geçmesi açısından buradan Teşekkür ediyorum.
            Tabi uzun süredir uzağım birçok şeye. Şey tabirini özellikle kullanıyorum, zira detaycı yapım, aylardır “şey” sadece.
Hastalık süresince yaşadıklarımı muhakkak yazacağım ama özellikle bu aralar haberlerde izlediğimiz bir konu var ki, “KANAL İSTANBUL”. Benim takıldığım mesele bu proje ile Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip ERDOĞAN’ın uhdesi.
            Şöyle ki; Yanlış hatırlamıyorsam yıl 2009 veya 2010, Sabah gazetesi yazarı Hıncal ULUÇ köşesinde üstü kapalı bu projeden bahsediyor. Dönemin başbakanı ile görüştüklerinden ve Başbakan anlattıkça heyacanının önlenemez yükselişinden, Başbakanın heyecanından, gerçekten adı gibi Çılgın bir Proje olduğundan bahsediyor. Devamında dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan bir lansman programıyla projeyi televizyonlardan ilan ediyor. Ama günlük deyimimizle bizde “tık” yok.
            Koca 7 yıl geçmiş bizim takıldığımız başlıklar; Ranta dönüşür mü?, oralar para ederde şimdiden yer alsak mı?, Bu projede bir türlü faaliyete girmedi, seçim yatırımımıydı acaba vs.
             Ben Reis’in yerinde olsam kahrımdan ölürdüm herhalde. Ama şunu da derdim. “Bu projeyi bize yaptırmıyorlar, sayısız zorluklar çıkarıyorlar. Bu sebeple uzun süre gizli bir ekiple altyapı, üstyapı detaylarını hazırladık. Akabinde ilan ettik. Ancak ülke olarak bu projeyi yapacak kadar güçlü hale geldik.”
            Bu proje asrın projesi konumda, Zira KANAL İSTANBUL öyle sıradan bir proje değil. İstanbul haritasını alın elinize. Ortadan mavi ile kesilmiş bir su yolu görürsünüz. Yani İstanbul’un ( Türkiye’nin) dünya ile bağını kuran İstanbul Boğazı. Kurma kelamında bir mesele yok lakin, kurgulama ve yönetme hususu önemli, oda maalesef bizim elimizde değil. Zira; Fetihten beri hazmedilemeyen, ilk resmi hazımsızlığı Mondros Mütarekesi ile başlayan, Sevr ile perçinleşen, Lozan ile sallanan, Montrö ile netleştirilen bir kurgulama. Bugün bile Rusya Suriye’ye gönderilmek üzere içi silah dolu gemileri boğazımızdan geçiriyor, biz soramıyoruz bile.
            Şimdi şöyle açayım zihninizi; tekrar İstanbul haritasını önümüze alalım. Mavi su yolundan bir tane daha olduğunu düşünelim. Boğaz da bahaneler üreterek geçişleri kanaldan yapalım. Milletler arası antlaşmasız, tamamen bizim hakimiyetimizde, ne geçtiğine, nasıl ve nereye geçtiğine, hatta geçmediğine karar verdiren bir proje. Geçişlerde Milyar dolarlık gelir. Daha bir çok “Şey”.
İşte o zaman tam bağımsız Türkiye, işte o zaman Stratejik Ülke Türkiye.
            Şimdi takıldığım hususa tekrar dönebilirim. Yani Reis’in Uhdesine. Siyasi hayatı boyunca hep milletinin desteği ile yürüyen lakin çevresinde yanlızlığa mahkum bir lider. Anlatmaya çabalayan ama yettiremeyen en yakınındakileri bile inandıramayan lider. Kıymeti Milleti tarafından bilinen ama yeteri kadar anlaşılamayan bir lider. Rabbim Akıbetimizi hayr etsin.
Zira; Siz nasıl (kimseler) olursanız öyle yönetilirsiniz hadisini unutmayalım. Biz Reis’e daha dik ve net sahip çıkmazsak sonumuz fena.
            Yeniden yazmaya başlamanın verdiği mutluluk ve huşu ile, Anlamak ve Anlaşılmak dileğiyle;
Es-selamu Aleyküm

Nekbe’yi Zulmün Tanıkları Anlattı

Nekbe’yi Zulmün Tanıkları Anlattı

İsrail Devleti’nin Kurulduğu Ve İşgal Edilen Topraklardaki 700 Bin Filistinli’nin Mülteci Durumuna Düştüğü, Filistinliler’in “Büyük Felaket” Adını Verdiği Nekbe’yi Zulmün Tanıkları Anlattı.

Kudüs Platformu’nun Esenler Belediyesi’nin desteğiyle, Kudüs’ün işgalinin 50. yılında düzenlediği “Nekbe” paneli, Yıldız Teknik Üniversitesi Davutpaşa Kampüsü’nde bulunan Otağ-ı Hümayun’da gerçekleşti.

50 Yıldır Her Gün Yeni Bir Nekbe Yaşadılar

Panelde konuşan 1967 sürgününün şahitlerinden Zekeriya Lütfi Necip, İngiltere’nin Filistin topraklarında manda yönetimi kurduğu andan itibaren “Nekbe”yi yaşadıklarını, 1967 yılında zorla göç ettirildiklerinde 11 yaşında bir çocuk olduğunu ve büyüklerinden de duyduğu zulümlere yıllar içinde şahit olduğunu anlattı.

50 senedir her gün yeni bir “Nekbe”yi yaşadıklarını söyleyen Necip, “Kudüs’ün içindeki yıkıma, Mescid-i Aksa’ya kirli ayaklarıyla girenlere şahit oldum. Yaklaşık 50 senedir, işgal her gün yeni bir Nekbe yaşatıyor. Kudüs’ü boşaltmak için 50 senedir insanları öldürüyorlar ama Allah’ın lütfuyla Kudüs’e ve Filistin’e baş eğdirmeyi başaramadılar. Ben 22 yılımı İsrail hapishanelerinde geçirdim ve şu an İsrail hapishanelerinde 7 bin mahkum var. Hiçbiri zulme boyun eğmiyor. Biz kesin olarak inanıyoruz ki, Filistin davası başarıya ulaşacaktır. Tarih de bize bunu gösteriyor” diye konuştu.

Nekbe, İsrail Zorbalığının Bir Vesikası

Nekbe hadisesinin aslında İsrail’in hangi temeller üzerine kurulduğunun vesikası olduğunu, zorbalığın, terörün ve zulmün, işgalcilerin karakteri olduğunu söyleyen Yazar Belkıs İbrahimhakkıoğlu, “Nekbe’yi ifade eden anahtar, insanlık adına müthiş bir semboldür, insanlığın geleceği açısından semboldür. Çünkü Filistinliler o inanca sahipler. Anahtarlarını, büyük inançla ellerinde tutuyorlar ve döneceklerine mutlak surette inanıyorlar. Filistinliler bir gün evlerine, o topraklara dönecekler” dedi.

Bir Gün Mutlaka Filistin’e Döneceğiz

Fuad Ez-Zübeyde de ikinci nesil Nekbe mağduru biri olduğunu, çocukluğundan itibaren “Bir gün evimize döneceğiz” sözlerini işiterek büyüdüğünü, bu fikirden hiç vazgeçmediklerini söyledi. Konuşmasında Filistinli mültecilerin mevcut vaziyetine ilişkin bilgilere yer veren Ez-Zübeyde, “BM’nin 194 sayılı mültecilerin evlerine geri dönebileceklerine dair kararına rağmen Filistinliler memleketlerine dönemiyorlar. Müslümanlar, Filistin meselesini sürekli olarak gündemde tutmalıdır. Kamplardaki mültecilere destek olmak durumundayız. Devletler, hükümetler düzeyinde de Filistin meselesinin çözüme kavuşması için çalışmalar yapmak gerekiyor” ifadelerini kullandı.

3 Kişiye Kudüs Gezisi

Panele katılan davetlilerden 3 kişi, Kudüs gezisi ile ödüllendirildi. Programın sonunda Esenler Belediyesi Halk Müziği Hocası Ahmet Turan Öztürk, Mavi Marmara için yaptığı bir besteyi seslendirdi. Panel sonunda katılımcılara “AB-RU’larda Su Kasidesi” sergisinin kataloğu hediye edildi.

Filistinliler’in Kanayan Yarası: Nekbe

Onlarca yıldır sürgün hayatı yaşayan milyonlarca Filistinli için “Nekbe” (Büyük Felaket) zorunlu göç, yağma ve katliamların simgesi olmaya devam ediyor. Nekbe’den dolayı halihazırda dünyadaki Filistinlilerin yüzde 80’i, mülteci durumunda dünyanın farklı yerlerinde yaşıyor.

 

Cerablus’ta Askerimize Hain Saldırı: Şehit ve Yaralılar Var

Cerablus’ta Askerimize Hain Saldırı: Şehit ve Yaralılar Var

Cerablus’ta YPG’li teröristlerin bulunduğu bölgeden atılan roketlerin tanka isabet etmesi sonucu 1 askerimiz şehit oldu.

Türk Silahlı Kuvvetleri ve koalisyon uçaklarınca desteklenen Suriye’nin kuzeyindeki Fırat Kalkanı Harekatında, terör örgütü PKK’nın Suriye’deki uzantısı PYD üyelerince TSK’ya ait iki tanka roket atıldı.

1 ŞEHİT, 3 YARALI

Bir askerin şehit olduğu, üç askerin yaralandığı saldırının ardından terör örgütüne ait hedefler obüs ve top atışlarıyla vuruldu.

kaynak: haber7

 

 

SON DAKİKA:Türk Tankları Suriyede İlerliyor!

SON DAKİKA:Türk Tankları Suriyede İlerliyor!

TSK Müşterek Özel Kuvvetleri ve koalisyon hava kuvvetleri Suriye’ye harekat başlattı.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) Müşterek Özel Görev Kuvveti ve koalisyon hava kuvvetleri tarafından Suriye’nin Halep kentine bağlı Cerablus bölgesinin terör örgütü DAEŞ unsurlarından temizlenmesi amacıyla harekat başlatıldı. Harekatın bir diğer amacında Türkiye’nin sınırında PYD/PKK unsurlarının koridor oluşturmasını, oldu bittiye getirmesini engellemek.

– Askeri kaynaklar, Suriye’nin kuzeyine yönelik Fırat Kalkanı harekatı kapsamında tank birliklerinin Suriye sınırından içeri girdiğini, harekatın sürdüğünü bildirdi.

– 81 hedefe 294 atış yapıldı.

– Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar ve Kuvvet Komutanları Ankara’daki harekat merkezinde.

– 12 hedeften 11’i tam isabetle vuruldu.

– Tanklar hudut emniyeti için yer değiştiriyor.

– F-16’lar havadan vururken Bordo Berelilerin de karadan Suriye’ye sızdığı belirtildi.

F-16’LER İNMEDEN VURUYOR, SAYI ARTTI

Suriye Cerablus’taki IŞİD hedeflerine sabah karşı operasyon başladı. 10.39 itibarıyla topçu ve ÇNRA ile tespit edilen 81 hedefe 294 atım yapıldı ve atışlara devam ediliyor. Tanklar da sınıra yaklaştı ve IŞİD hedeflerine ateş yapılıyor. Havada bekler pozisyonda olan 2 F-16 ile anlık tespit edilen hedefler vuruluyor.

ASKERİ KAYNAKLARDAN AÇIKLAMA

Cerablus Harekatı ile ilgili askeri kaynaklardan yapılan açıklamada, operasyonun amacının hudut güvenliği ve Suriye’nin toprak bütünlüğünü sağlamak.

63 hedefe 224 atım yapıldığı ifade edildi. Hava harekatına Türk F-16’ların da katıldığı belirtildi.

SAVAŞ UÇAKLARI HAVALANDI

Türk Silahlı Kuvvetlerine bağlı savaş uçakları, Suriye’nin Halep kentine bağlı Cerablus bölgesindeki terör örgütü DAEŞ hedeflerini bombaladı.

RUSYA’YA BİLGİ VERİLDİ

Askeri kaynaklardan aktarılanlara göre Cerablus operasyonuyla ilgili Rusya’ya bilgi verildi.

HASSAS GÜDÜMLÜ FÜZE KULLANILIYOR

Sivil kaybının yaşanmaması için hassas güdümlü füzeler kullanılıyor.

Cerablus bölgesindeki DAEŞ unsurlarına misliyle mukabele kapsamında yoğun top atışları yapılıyor.

TSK unsurlarınca saat 04.00 sularında icrasına başlanan harekatla sınırın terör örgütlerinden temizlenmesi ve hudut güvenliğinin artırılmasına katkı sağlanarak, aynı zamanda Suriye’nin toprak bütünlüğünün öncelenmesi ve desteklenmesi planlanıyor.Operasyonla yeni göç dalgalarının önlenmesi, bölgedeki sivil halka insani yardımların ulaştırılması ve bölgenin terörist unsurlardan arındırılması hedefleniyor.

BAŞBAKANLIK’TAN AÇIKLAMA

Başbakanlık’tan yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Türk Silahlı Kuvvetleri, koalisyon hava kuvvetleri tarafından Suriye’nin Halep kentine bağlı Cerablus bölgesine terör örgütü DAEŞ’ten temizlenmesi amacıyla askeri harekat başlatılmıştır.