Topyekün Yenilenmemizin Zamanıdır

TOP YEKÜN YENİLENMEMİZİN ZAMANIDIR

Ahmet SÜT

29 Ağustos 2016

Önceki yazımız Sayın Cumhurbaşkanının devlet kurumlarının tümüyle yeniden inşa edilmesine dönük sözleri ile ilgiliydi.

Bu yazımız da bu minvalde olacak. Zira bu sözlerin ne denli yerinde olduğunu sanırım gün geçtikçe ülkedeki birçok kesim daha iyi anlıyor, yeter ki meseleye ideolojik yaklaşılmasın. Zira kuruluşundan günümüze kadar askeri darbelerle, darbe teşebbüsleriyle oldukça yıpratılan, bu darbe eseri yasalarla oldukça hantallaştırılan bir devlet yapısı var karşımızda.

Anayasası, 12 Eylül Darbe eseri bir devletin kurumlarının mevcut haliyle ne çağın gereksinimlerini karşılaması beklenebilir ne de vatandaşına huzur, mutluluk vermesi beklenebilir.

Ülkedeki neredeyse bütün kesimlerin böyle bir beklentisi de kalmamış durumdadır zaten. Bu realitenin birçoklarınca bilinmesinin bir anlamı olsa da fiiliyatta bir şey değişmediği için anlamını da yitiriyor. Fakat bu realiteyi bilen ve dillendiren devletin tepesi ise bu çok şeyi değiştirir. Zira devleti yönetmeye talip olduğu günden bu yana söylediklerini, vaad ettiklerini yapan bir liderin böyle oldukça hayati bir konuda kararlılığını ortaya koyması bizleri heyecanlandırsa da beraberinde bir takım soru işaretlerini getirmeden edemiyor!

Bir siyasetçi olarak, en önemlisi bir lider olarak sözünün eri Sayın Cumhurbaşkanının bu konuda da önemli adımlar atacağı kuşku götürmez. Bizleri ilgilendiren boyutu kendi parti teşkilatlarının, kendine bağlı belediyelerin Sayın Erdoğan’ın hızına yetişip yetişemeyeceği hususudur.

Gözlemlediğimiz odur ki, 15 Temmuz Darbe Kalkışması’ndan bu yana AK Parti teşkilatlarının ve belediyelerinin güç geçtikçe ortaya koydukları atalet, isteksizlik, meselenin ehemmiyetini yeterince anlamadıklarına dönük idraksizlikleri bizleri ister istemez kaygılandırıyor.

Elbette bu süreçte Sayın Erdoğan’ın uyarılarını dikkate alan, hayatını tehlikeye atma pahasına paralel yapı ile mücadele eden parti yöneticilerimiz, hem il bazında hem de ilçe teşkilatları bazında oldu. Buna en güzel örnek de Sultangazi İlçe Başkanı Suzan Dağlar Civan hanim ve ilçe teşkilatıdır; fakat yine de gözlemlediğimiz kadarıyla AK Parti teşkilatları ve belediyeleri hem feraset olarak hem de fiiliyatta liderlerinin çok gerisinde olduğu izlenimi veriyor.

Dileriz kaygılarımız yersizdir!


Yazarın Önceki Yazıları:

-Bundan Sonra Ne mi Yapılmalı! – 22 Ağustos 2016

-Bu Aziz Millete Kaybettirmeye Hakkınız Yok! – 16 Ağustos 2016

-Kazanan Darbeciler Değil, Milletin İradesi Oldu – 8 Ağustos 2016

Bu Aziz Millete Kaybettirmeye Hakkınız Yok!

Bu Aziz Millete Kaybettirmeye Hakkınız Yok!

Ahmet Süt

16 Ağustos 2016

Osmanlı’nın dağılma sürecine girdiği 18. yüzyıldan beri içindeyaşadığımız Ortadoğu coğrafyası, iç çatışmaların, gerginliklerin adeta
tutsağı haline getirildi. Güzel vatanımız Anadolu toprakları da bu iç çekişmelerin, gerginliklerin bedelini fazlasıyla ödedi, üstelik hiçbir sorumluluğu,
ve suçu yokken.

Kimi zaman mezhepsel gerginliklerin kimi zaman etnik çatışmaların merkezi haline getirildi güzelim Anadolu. En az yüzyıldır bu topraklarda sahnelenen ve bir türlü başarılamayan bu kirli projelerin son halkasıydı 15 Temmuz FETÖ’cü darbe kalkışması. Ama sevindirici olan taraf, bu kirli kalkışmanın milletçe ve ordunun desteğiyle bertaraf edilmesi oldu.

İktidara geldiği günden bugüne AK Parti iktidarının mücadele ettiği en büyük engel de milletin iktidarını engelleyen, ülkenin gelişmesinin önünde takoz görevi yapan karanlık yapıları devletin ve milletin tüm kademelerinden tasfiye etmek oldu. Bu süreçte nelerle mücadele edilmedi ki; askeri darbelere hevesli cuntacı zihniyetlerin
kalkışmaları, kirli propagandalar, faili meçhul cinayetlerin sis perdelerini aralamaya dönük hükümetin tüm çabalarının bertaraf edilme gayretleri, miting alanlarında patlatılan bombalar…

Amaç hep aynıydı, milletin tecellisi iktidarı aciz göstermek, farklı toplumsal kesimler arasında çatışma çıkarmak, ülkeyi adeta Suriye’ye dönüştürme senaryoları…

Ama işte hesap edemedikleri bir şey vardı; ilk kez iktidarda güçlü bir adam ve bu gücünü aziz milletten alan bir parti vardı. Evet sayın merhum Adnan Menderes, rahmetli Turgut Özal, rahmetli Necmettin Erbakan da bu karanlık güçlere karşı koymuşlardı; fakat onların dönemindeki şartlar farklı olduğu kadar, onları destekleyecek inançlı kadrolar yoktu. İşte karanlık odakların hesap edemedikleri de tam da buydu, bu kez durum farklıydı ve birçok yönden avantajlı olan milletti, milletin iktidarıydı.

Bu nedenle olacak ki milletinin gücünü arkasına alan güçlü lider Recep Tayyip Erdoğan, bu öz güvenle halkını sokağa döküp, bu kirli senaryoyu boşa çıkardı. Üstelik bunu en az zayiatla gerçekleştirdiği gibi ülkenin içine girdiği bu tehlikeli atmosferden hızlıca çıkararak ülkede hayatın normale dönmesi yolunda Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir yönetim başarısı ortaya koydu. Olağanüstü Hal’in uygulamaya geçirildiği bu günlerde ülkeye istikrar ve sükunet hakim olduysa; ekonomik hayat rutin gelişmesine girdiyse, hep bu güçlü ve başarılı yönetim anlayışı sayesinde oldu.

Bu nedenle kirli odaklara diyoruz ki çekin kirli ellerinizi bu aziz vatanın üzerinden!

Bu aziz millete daha fazla kaybettirmeye hakkınız yok!


Yazarın Önceki Yazıları:

Kazanan Darbeciler Değil, Milletin İradesi Oldu – 8 Ağustos 2016

Kazanan Darbeciler Değil, Milletin İradesi Oldu

KAZANAN DARBECİLER DEĞİL, KAZANAN MİLLETİN İRADESİ OLDU

Ahmet SÜT

08 Ağustos 2016

Darbeciler ve arkasındaki karanlık yapılar, aziz milletimizin sarsılmaz inancı ve bu inancın doğurduğu dik duruşuyla tarihin çöplüğüne mahkum edildi.

 

Elbette tarihe geçecek ve Ortadoğu halklarının adeta kaderi haline getirilen cuntacı güçlerin hakimiyetinin sonu anlamına gelen bu halk devriminin baş aktörü baştan beri bu mücadelede büyük bir kararlılık ortaya koymuş Sayın Cumhurbaşkanımız R. Tayyip Erdoğan’dır.

Öyle bir kararlılık ki, yeri geldi onu ne en yakın dava arkadaşları anlayabildi ne bakanları ne de teşkilatları. Buna rağmen sahip olduğu büyük bir inanç ve sarsılmaz bir kararlılıkla FETÖ’cü yapının iç yüzünü başından beri anlamış ve günü geldiğinde bu karanlık yapıyı bertaraf etmenin işaretini halkına vermiştir. Doğrusu tehdidin, tehlikenin farkına varamamış dava arkadaşları gaflet uykusunda olsa da ona inanan, ona gönül veren milyonlar vardı, işaretini bekleyen. O işaret de 15 Temmuz akşamı verildi ve işareti alan milyonlar alanları doldurarak, gerektiğinde namluların önüne atılarak bu kirli kalkışmayı engelledi.

Hakkını yemeyelim, bu karanlık kalkışmanın en barışçıl şekilde bertaraf edilmesinde yine en buyuk paylardan biri elbette  Türk Silahlı Kuvvetlerimiz (TSK) oldu. Zira başından beri bu kirli oyuna gelmeyen silahlı kuvvetlerimizin onurlu komutanları ve askerleri adeta bu vatan hainlerine güçlü bir set olmuş, kirli kalkışmanın en asgari
zararla bertaraf edilmesinde büyük emek vermiştir. Yine emniyet teşkilatımızın mücadeleciliği, cesareti siyasi tarihimizdeki yerini almıştır.

Bunları sıralarken tarihinde belki de ilk kez tüm farklı sesleriyle medyanın darbecilere pirim vermeyen, meşru sivil iktidarı destekleyen
yayınları asla unutulmayacaktır.

Ve unutulmayacak bir şey daha! Yalnızca AK Partilisi değil, Cumhuriyet Halk Partilisi ile Milliyetçi Hareket Partilisi ile Halkların Demokrasi Partisi ile ve ismini sayamadığımız birçok siyasi partilisiyle milyonlarca seçmenin bu FETÖ’cü kirli darbe teşebbüsüne fırsat vermemesi, darbe girişimine karşı koyması tarihimizin en parlak sayfalarında yerlerini alacaktır.