Sultangazi

AB- iki Harf bir Hece

       AB- iki Harf bir Hece

Cemil Keskin’in  Yeni köşe yazısı

Önemli bir atasözümüz var çok fazla sık kullandığımız; “Birlikten kuvvet doğar” yalnız adının birlik olmasıyla kuvvetlenmez. Hele ki konu Devletler olunca. Zira devletlerin dostu yoktur, sadece çıkarları vardır.
Ülkeler ancak çıkarları doğrultusunda ortaklık ve birlikler kurarlar, bizler de kendi çıkarlarımıza uygun ise birlikte yer almamız en doğal hakkımız olmalıdır. 1950’lerden bu yana girme çabasında olduğumuz Avrupa Birliği 28 üyeli, İngiltere, Almanya ve Fransa’nın genel çerçevesini çizdiği, kalan üyeleri çıkarları doğrultusunda kullandığı bir Hristiyan kuruluşudur.
Cumhurbaşkanımız; İngiltere’nin Avrupa Birliğinden ayrılmasını değerlendirirken; “Bizi AB’ye almamalarının sebebi İslamofobya’dır” dedi. Evet sebeplerden biri bu ama bir sebebi daha var.
AB’nin karar mercii olan Avrupa Parlementosunun yapısı.
Seçimlerle belirlenen parlamentonun 751 üyesi var. 5 yıl görev süreleri olan Parlementerler, AB üyesi ülkelerin nüfuslarına göre AP’de temsil ediyor. Seçimlerde 450 milyon nüfus oy kullanıyor. Esasen Avrupa ülkeleri bu seçimleri pek önemsemiyor. Zira son yapılan seçimlerdeki katılım % 48 idi.

                Parlamentoda, AB’nin en kalabalık ülkesi olan Almanya’dan 96 parlamenter bulunurken, en az parlamentere sahip olan AB’nin en küçük üyesi Malta ise sadece 6 temsilci gönderiyor.
Almanya’yı 74 sandalye ile Fransa, 73 ile de İngiltere takip ediyor. Bu üç ülke Avrupa Parlementosunun üçte birine tekabül ediyor.
Seçilen parlementerler parlamentodaki koltuklarında kendi devletlerinden ziyade politik görüşlerine göre gruplanıyor. Seçmenler de ulusal kimliğe bakmadan desteklediği partiye ya da kişiye oy veriyor.
Üyeler, Avrupa genelinde çeşitli siyasi gruplarla çalışıyor olsada, baskın iki grup muhafazakarlar ve sosyalistler.
Bir detay daha var, Parlamentonun üyelerini belirledikten sonra sıra komisyon başkanını seçmeye geliyor. Parlementerlerin desteklediği adayın aksine; devlet ve hükumet başkanlarının komisyon başkanlığını bu adaylardan başka birine verebiliyor. Yani aktif güç Devlet veya Hükümet Başkanları; “tabii parlementeri fazla olan Başkanlar.”
Bu çerçeve içerisinde Türkiye’mizin AB’ye girmesi söz konusu olabilir mi? Takribi 80 parlementerle 28 üyeli Birliğin 11 üyesinden (İrlanda,Slovenya, Slovakya, Finlandiya, Estonya, Danimarka, Malta ,Kıbrıs, Lüksemburg, Litvanya, Letonya) fazla temsiliyete sahip Türkiye , “Mecburen” Almanya ve Fransa ile birliğe yol verecek Türkiye, çıkarlar doğrultusunda kullanılan değilde;  çıkarları doğrultusunda kullanan Türkiye.
Ortadoğu’daki söz hakkından fazlasını Avrupa da eline alan Türkiye.      Mümkün mü? Tabiki hayır, bu durum Batının kuruluşuna aykırı. Müslüman, Zengin, Güçlü Türkiye kimsenin görmek istediği bir durum değil.
Diğer taraftan İngiltere’nin genel olarak sürpriz addedilen referandum sonucu, İngiltere’yi yakından tanıyanlar tarafından şaşkınlık yaratmadı. AB’ye girerek Gücü tek noktada toplama, tek başkent, tek bayrak ve tek güç başlıklarıyla yürütecekleri politikayla Avrupa’ya hakim olma çabası bir süre sonra eridi. Çünkü AB de ortaksız çalışamıyorlardı ve bu durum yapılarına aykırıydı.
Bugün ise Birleşik Krallık, Ayrışık Krallığa dönebilir deniyor ama mümkün değil zira daha da güçlenecektirler.
İngiltere’nin niyeti ; Amerika gibi tekelden dünyanın hakimi gibi görünerek, bir yere bağlı kalıp ortaklık etmek değil, tek kalıp güçlü olmak.
Ahirkelam; bizim için -AB- iki Harf bir Hece olmalı  ve öyle kalmalı…

Click to comment

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Çok Okunanlar

To Top